22 Nisan 2016 Cuma

Nesnelerin İnterneti’nin Kuşbakışı Görünümü

İlk duyduğumuz anda bile hakkında yorum yapabileceğimizi sandığımız, “Internet of Things işte, her şeyin internete bağlı olması ” falan filan diye lafa girip “Bunun olacağı belli değil miydi zaten? Yeni bir buluş değil ki? Çok da kompleks bi şey yoktur ki?” deyip sonrasında “Bu kadar basit olmayabilir mi? Arkasında daha başka bi teknoloji mi yatıyo?” gibi gibi sorularla beyin cimnastiği yaptıran konu.
Neden bu kadar gündemde sorusu üzerinde çok düşünmeye gerek yok. Zira gelişen teknolojiyle işin buralara geleceği çok öncelerden belliydi. Birçoğunuz da benim gibi yıllar önce “Siz daha eve varmadan kombiyi çalıştırıp evinizi ısıtabileceksiniz”, “Yataktan kalkmadan kahve makinasını çalıştıracaksınız”, “Alışveriş listesini buzdolabınız size mail atacak” gibi akıllı ev fikirlerini duyup “Vay arkadaş!”  demişsinizdir eminim. İşte bunlar hep IoT :)
Kısaca M2M-Makineler Arası Haberleşme (Machine to Machine Communication) kavramının kapsamlı hali olup genel bir tanımlaNesnelerin interneti, çevremizde var olan fiziksel birçok nesnenin internete bağlanarak birbirleriyle veya başka sistemlerle veri alış-verişi yaptığı iletişimi ifade etmektedir.
Arama motoruna “iot” yazdığınızda çıkan sonuçlarda ilk sırada wikipedia sayfası çıkar ve bu IoT için özetle der ki Internet of Things;  elektronik donanım, yazılım, sensörler ve network bağlantılarının gömülü olduğu fiziksel objelerin ya da “şey”lerin veri alış-verişi yapmalarına imkan sağlayan ağdır.
Dünya telekom standartlarını belirleyen telekomünikasyon kuruluşu Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’ne (International Telecommunication Union – ITU) göre bu tanım; Bilgi toplumu için, mevcut ve gelişmekte olan birlikte çalışabilir bilgi ve iletişim teknolojilerine dayanarak nesneleri (fiziksel ve sanal) birbirine bağlamak suretiyle gelişmiş hizmetlere olanak sağlayan küresel bir altyapıdır. (Recommendation ITU-T Y.2060)
Bu konuda benzer sıkıcılıkta daha birçok tanım, ifade bulabilecekken, arama sonuçlarını es geçip arama motorunun “Images” sekmesine tıklayarak işi görsel hafızasına pas etmek isteyenler için (söz meclisten dışarı tabii, aramızda öyle tembelliğe meyilli olan yoktur biliyorum, hepimiz sayfalarca paper okuruz hep :)) biraz görsel kullanmak gerekirse; IoT’nin bize vaat ettiklerinden biri olan buzdolabı efsanesine bir örnekle başlayalım.
IoT karikatür
IoT ekosistemine bir bakış atacak olursak hayatımızın her alanına hunharca gireceğini görebiliriz. Evimizdeki aynadan tutun da arabamıza, kolumuzdaki saate, işyerindeki kahve makinasına kadar her şeyimiz internete bağlı olacak. Kabus gibi, düşünsenize fırınınız sizden habersiz yaptığınız her yemeği Instagramda paylaşıyor, bunu Instagramdan gören buzdolabınız da yorum yazıyor altına “Saklayacak yer yok, iki gün yemek yapma”. Sonucunda oluşacak Internet faturamızın boyutlarına hiç girmiyorum bile :)
iot-ecosystem
         Biraz teoriye dalalım şimdi ve IoT mimarisini ve katmanlarını ise şu şekillerle gösterelim.
IoT Architecture
IoT Layers_TR
Türklerin ve Türkiye’nin teknolojiye, Internet’e yatkınlığını hepimiz biliriz :) Acaba “thing”lerimiz Internet’e ne kadar girebilmiş? Bu IoT kavramında Türkiye ne durumda acaba diyecek olursanız aşağıdaki listeye girebildiğimizi görürüz. Umut var yani, boşuna konuşmuyoruz :)
IoT istatistiği(Ülkelere göre)
Cisco’nun IoT Grubu (IoTG) 2020 yılında Internete bağlı cihaz sayısının 50 milyarı aşacağını söylemiş. O yıllarda dünyadaki insan nüfusu çok değişir mi bilmiyorum ama IoT nüfusundaki bu katlanış yadsınamayacak kadar büyük. Kabaca bir hesapla kişi başına düşen cihaz sayısı 7-8 olacak. Bu sayı tabii ki çok büyük ama asıl endişelenilen konular bu kadar cihazın yaratacağı Internet trafiği (yani Big Data) ve işin siber güvenlik boyutu. (The National Intelligence Council, 2025 yılında IoT’nin yıkıcı bir teknoloji olacağını öngörmüş.) Özellikle siber güvenlik konusu günümüzden itibaren artan bir ivmeyle ülkelerin ve kurumların en öncelikli konusu olacaktır. IoT, aynı zamanda bilinen siber saldırılara/güvenlik önlemlerine yeni boyutlar katarak farklı açılardan bakma gerekliliğini de ortaya çıkaracaktır. Çünkü günümüzde güvenilir dediğimiz birçok güvenlik aracı sadece bilgisayar vb. sistemler düşünülerek üretilmiş. Oysa az önce bahsettiğimiz gelecek öngörülerine göre IT cihazı olmayıp sadece üzerinde gömülü bir çip bulunduran cihazlarda oluşacak arka kapılar, evimizin her yerinde olacak. Bu nedenle işin içine IoT girince siber güvenlik konusunun da tekrar ele alınması gerekecektir. Buradan sektörün parlak çocuğu olan siber güvenlikçilere selam olsun :P
Bu kadar cihaz, bu kadar bağlantı söz konusu olunca son olarak bir de işin Green Communication boyutuyla ele alınıp G-IoT(Green IoT) kavramının doğduğunu söyleyip sözü bitirelim.

Mesleklerin Cinsiyetleri Yoktur

Teknoloji..
Bilişim..
Kadın Bilişimci..
Kadından bilişimci..
Birçoğunuz için “teknoloji” “bilişim” gibi kavramlarda “erkek işi” algısı vardır. Teknoloji konuları erkeklere yakıştırılır, kadınların bu konuda hep beceriksiz olduğu düşünülür. Oysaki eğitimde böyle bir algı hiç yoktur.  Kız öğrencilerin matematik, fizik gibi derslerden muaf olduğu bir lise duydunuz mu ? Ya da üniversitelerdeki mühendislik bölümlerinin lisans, yüksek lisans ya da doktora programlarına başvuru kabul şartları içinde “Erkek olmak” maddesi var mıdır ? Hayır tabii ki..!
Tamam, halihazırda birçok mühendislik sınıfındaki kız öğrenci sayısı iki elin parmaklarını geçmez. Mesela bizim dönemde fakültedeki Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde 40 kişiden biri kızdı, hatırlıyorum. (O da garibim, erkeklerle muhatap olmaktan giyim kuşamı onlara benzemiş, saçlarını bile kısacık kestirmişti, makyaj falan Hak getire:) ) Allah’tan bilgisayar mühendisliğinde durum biraz daha iyiydi. Üniversiteden sınıf arkadaşım diye tanıttığım birçok kız arkadaşım var yani :)
Okulda o ayrımı çok yaşamadım ama iş hayatına adım atınca “kadın mühendis” kavramının insanlarda bir beceriksizlik algısı oluşturduğuna çok kez şahit oldum. “Kadın mühendis”  olsa olsa PC başında program yazıyordur imasıyla çok karşılaştım. Hatta kadın çalışan olduğum için beni sekreteri sanıp “Sevcan Hanım bana ……………….’i bağlar mısınız?” ya da “Sevcan Hanım bize 3 çay söyler misiniz” diyen erkek amirlerim de oldu. Ha gerekli tepkiyi aldılar tabii ama motivasyonumu düşürme konusunda başarılı oldu kendileri. Yine aynı erkek insanın, ben 8,5 aylık hamileyken bir imza için 1 kilometrelik yolu yürümemi istemişliği de vardır. Depoya cihaz sevkiyatı yapılırken, kolileri taşıyacak firma personeline nezaret etme görevini de vermiştir bana kendileri. Bunu normal koşullarda çok yaptım ama o sıcak havada 6 aylık hamile olan bana zor gelmişti. (Bak şimdi kızdım yine :) ) Yani kadınlar düşündüğünüzden çok daha fazla dayanıklıdır arkadaşlar. Bir kadın için en istisna durum olan hamilelikte bile iş verimini düşürmeyen birçok kadın varken normal şartlar altında yapamayacağı iş yoktur kadın bilişimcinin.
Ama maalesef birçok konuda kadınlar, mühendis de olsa basit ofis işlerine verilir, saha işlerinden ya da teknik konulardan uzak tutulmaya çalışılır. Oysaki çok yakın bir kadın mühendis arkadaşımın, güneydoğuda bir şantiyede, üzerinde tulumuyla petrol kuyusunun başında çekilen fotoğrafı beni gururlandırmıştır çoğu zaman. Yine şu resimdeki iş arkadaşımla yere çökmüş kablo bağlantılarını yaparkenki halimiz hep bir gülümsetir yüzümü. (Tamam itiraf ediyorum, kadın oluşumuzdan olsa gerek pembe kabloları çok sevmiştik :))
FB_IMG_1451547044079
Aynı şekilde yeri geldiğinde kablo çakan, router-switch taşıyan, masa altlarında zemin döşemelerinin altında kablo takibi yapan; yeri geldiğinde bir erkeğe yazması gereken komutları, yapması gereken kablo bağlantılarını telefonda anlatarak arızayı çözen bir network uzmanı kadın olarak benim de insanları şaşırtmışlığım çoktur :)
FB_IMG_1451547013402
Yine benzer şekilde kurum içi eğitimlerde tümü erkeklerden oluşan sınıflarda network konuları anlatırken; “Network’ü bize bir kadın mı öğretecek” önyargısından olsa gerek, başlarda sürekli sorular sorarak açığımı yakalamaya çalışan arkadaşlarım oldu. Ancak eğitim bittikten sonra görev yerlerine döndüklerinde, karşılaştıkları birçok network arızasında telefona beni istedikleri olmuştur.
Bunları anlatırken amacım kişisel ya da hemcinslerime yönelik pozitif bir intiba yaratmak değil. Aksine her meslekte her görevde olabildiği gibi bilişim konularında da kadın-erkek ayrımı yapılmaması gerektiğini örneklerle ispatlamak.
Bilgisayar mühendisliği ya da başka bir bilişim programını bitirip sektörde birçok deneyim yaşayınca bunların olması beklenir zaten. Tıpkı eğitimli, deneyimli ve çok başarılı erkek meslektaşlarım gibi kadın bilişimcilerin de aynı donanıma sahip olduklarını/olacaklarını anlatmaya çalışmak tek amacım.
Bilgi ve deneyimin harmanlanmasıyla pratik zeka, profesyonellik ve kriz yönetimi gibi kişisel yetenekler de eklenince başarılı olamama gibi bir durum söz konusu olmamalı. Kadın ya da erkek oluşun mesleğe ve başarıya, pozitif ya da negatif herhangi bir katkısı yoktur.
Özetle; mesleklerin cinsiyetleri yoktur.